• Ana Sayfa
  • Dil Bağlantıları
  • Dosya İndirme
  • Hakkında
  • Makaleler

DİL ÜZERİNE

Dil üzerine deneysel çalışmalar ve bilgiler

Beslemeler:
Yazılar
Yorumlar

Yazıyı Fırınlamak

4 Ağustos 2008 dilmac tarafından

Argo bir deyim, bir belirtme sözü olan “mercimeği fırına vermek” sözlerini kuşkusuz bilirsiniz. Ama tırnak içinde yazıma başlık yaptığım “yazıyı fırınlamak” ya da “yazıyı fırına vermek” deyişini bildiğinizi, duyduğunuzu sanmıyorum. Benim Türkçe öğretmenimin sıkça kullandığı bir tür uyarı sözleri, uyarı kalıbıydı “yazıyı fırına vermek” sözü.

İlkokuldayken, bizden öncekilerin başlattıkları bir “duvar gazetesi” geleneği vardı. Benzer gelenek Pazarören Köy Enstitüsü‘nde de sürdü. İlk sınıflarda henüz gazete ve dergi okurluğuna ısınamadığımız için, “duvar gazetesi yazıncılığı” ve “duvar gazetesi okurluğu” çekici geliyordu. Öğretmenlerimizin gözünde ve arkadaşlarımızın yanında konum (puan) kazandırıcı oluyordu. Çocukça buluşlarımız ve yaratılarımız arkadaşlarımız arasında dillenip dolaşıyordu. Yazdıklarımızı, karalamalarımızı götürüp Türkçe öğretmenimize okuyor, onun onayını aldıktan sonra temize çekip gazetemize geçiriyorduk. Öğretmenimiz dikkatle bizi dinliyor, yazdıklarımızı inceliyor; kimilerini onaylıyor, kimilerini de, “bu fırına”, “şu çayıra” sözleriyle önümüze sürüyordu. Bu “fırına” ve “çayıra” sözleri ilkin beni şaşırtmıştı. Sonra anladım ki, “fırına” sözü; konu tamam, fakat yazı düzeni ve anlatım olmamış, üzerinde dur, çalış ve yeniden yaz… anlamındaymış. “Çayıra” sözü ise; öyle yazı olmaz, gereksiz bir konu, üzerinde durma, at gitsin… anlamındaymış. Öğretmenimiz, o sözlerle, bize hem konu seçimi ve yazma alanı, hem de yazım kuralları, anlatım biçimleri konularında değişmeceli (mecazlı/mecazî) bir ağızla, çaktırmadan ders vermiş oluyordu. Aradan yıllar geçti. Hiç unutmadım Türkçe öğretmenim Fikret Madaralı’nın o sözlerini. Eskilerin yaptıkları gibi çalakalem yazmak ya da bugünkülerin pek güzel becerebildikleri(!) gibi, çalatuş döktürmek elimden gelmediği için, yazılarımı, düşüncelerimi ve düşlemlerimi hep “fırınlamak” gereğini duydum. Fırında adam olmayanlarını çayıra saldım.

Yazıya karalamalı çalışarak başlardım. Ne yazacaksam ilkin bir karalama defterine geçirirdim. Günlerce değiştire düzelte, yazımı fırınlardım. Öğretmenimin deyişi ile, pişirir, “ağyarını mani, efradını cami” kılmaya çalışırdım. Zamanla karalama defteri aradan çekildi. Ama gene de “çalakalem” ya da “çalatuş” yazı çıkarmak yürekliliğini gösteremedim. Bu kez de yazacaklarım, düşündüklerim kafamda, belleğimde fırınlamaya alındı. Alanı, konusu belirlenmiş, hatta sınırları çizilmiş nice izdem(1), aylarca kafamda, belleğimde dolaşır, durur oldu. Kimilerini de altı ay, bir yıl belleğimde besleyip beklettiğim olmuştur. Yazmaya gelince de, öyle kimileri gibi “tak açıp tak içemem”, “lök” gibi oturup “bomba” gibi yazılar da çıkaramam. Yazabilmek için ille de kendi yazı makinemin başında olmalıyım. Evin bir köşesinde, gazete, dergi ve kitapların “it oynamış arpa tarlası”na dönüştürdüğü bir yerde bulunmalıyım. Şimdi bu yazıyı okuyanlar “amma da tipmiş ha” diyecekler. Hak veriyorum. Ne yapayım ki gerçek bu Hani “her yiğidin bir yoğurt yeyişi vardır” derler ya… İşte o hesap. Alanı, konusu ne olursa olsun, çizmeden yukarı çıkmamaya; anlatma yanlışı, anlatı (tahkiye) bozukluğu yapmamaya çalışırım. Dili, sözcükleri ve terimleri kendi doğası, doğal yapısı içinde kullanmaya; sözcüklerin, terimlerin gönderdiği/taşıdığı kavramları olabildiğince günlük dile indirgemeye (irca) özen gösteririm. Bunu tam başarabilir miyim… asla böyle bir savda değilim. Ama gene de bir yazıda rastladığım: “İnanç bağları insanları, bu inancın doğasından ötürü birbirine düşman yapabiliyor.”(2) gibi, bozuk bir tümce kurmak elimden gelmez. Bu tümce neden bozuk bir bakalım. Yazarın noktalama düzenine göre tümcenin öznesi “inanç bağları insanları’”dır. Dilimizde ne böyle bir varlık var, ne de kavram. Tümcenin yüklemi ise, “düşman yapmak”la ilgili. Fakat bu kez de karşımıza “kimin birbirine düşman yapıldığı” belirsizliği çıkıyor. Ama biz, gene de bu bozuk tümceden karine ile bir anlam çıkarıyor ve tümceyi şöyle düzeltiyoruz: “İnanç bağları, insanları, bu inancın doğasından ötürü, birbirine düşman yapabiliyor.” Böylece neyin, hangi doğasından ötürü, kimleri birbirlerine düşman yaptığını… karineye başvurmaksızın anlayabiliyoruz.

Gene bir başka dergide dikkatimi çeken şu tümceye bakalım: “Kaçıkların, melankoliklerin, saplantıya kapılanların, tepisel etkinliğe uğrayanların kendi kendilerini öldürmeleri gibi…”(3) Tümcede geçen sağlıkla ilgili öteki terimleri anlıyoruz da, “… tepisel etkinliğe uğramak…” deyişine gelince kekeliyoruz. Neden derseniz, “tepisel” sözü aslında bir “etkinlik” yani, “faal olma”, “durum”, “tavır” almadır. Çoğu zaman düşünülmeden gösterilen tutum ve davranıştır. Tepkiler oluşumudur. Biz burada da gene karine yoluyla bir sonuca varıyoruz. Ama yazarımızın “tepisellik” ile “etkinlik” arasındaki yöndeşliği görmezlikten gelmesini de usumuzdan çıkaramıyoruz. Bu iki örnekten de anlaşılacağı üzere, burada karşımıza bir de “sözcük seçimi” sorunu çıkıyor. Yazmak, dili yazılı konuşarak başkalarında ilgi uyandırmak ya da onlarla iletişim kurmak olduğuna göre, ileti yükleyeceğimiz doğal sözcük ve terimleri de iyi ve doğru seçmemiz gerekecektir. Örneğin, sözde bilim yapıyoruz diye: “Süreç türlerine bakmak”, “vatan cüda olmak”, “kavram köklerinden türev oluşturmak”, “iç insanı bulmak”, vb. saçma deyişler üretmek ya da “Belki akımın nitemleri, hatta eksiksiz, belirtilmiştir” gibi tümcelerle konuşup yazmak, dinleyeni de, okuyanı da şaşırtır. Rahmetli Akşit Göktürk’ün deyişiyle, “Dil, insanın, içinde var olduğu dünyayı bulgulama, anlama, betimleme aracıdır. Dil ile söz kavralarının önemli ortak yönlerinden biri de, ikisinin de toplum ve bireyden soyutlanarak tek başına, yaşayan ya da yaşamayan diye nitelenemezliğidir. “(4)

Sözü, düşünceyi dinlendirmek, yazıyı fırınlamak şöyle dursun, sözlüklere, söz kaynaklarına bakmaya bile üşenir olduk. Bütün değer yargılarının köşedönücü bir kıstakta kıstırıldığı; iyi-güzel-doğru ve insansal emek ürünü hemen bütün örneksemlerin (paradigma) yıkıldığı bir ortamda, telekültür‘ün kirlettiği bir havayı soluyoruz. Arabın zorla deveye bindirip sarıp sarmaladığı Yahudi’nin dediği gibi, “bindirmişler bir alamete, gidiyoruz kıyamete!..” demek gelmiyor içimden, ama bu yampiri gidişat karşısında da, doğrusu ne diyebileceğimi pek kestiremiyorum.

(1) Atatürk’ün Türk Dil Kurumu, “tem”, “tema” karşılığı olarak “izdem” sözcüğün önermiştir. Çoğu yazarlarımız “izlek” diye yazıyorlar. Oysa “izlek” sözcüğü, “ot-lak” (mera), “yer-lek” (mekân), “su-lak”, “düz-lek” örneklerinden yararlanılarak “patika”, “cılga”, “keçiyolu” karşılığında kullanılsın diye üretilmişti. Türkçe Sözlük’te (izlek) sözcüğüne hem tema, hem patika karşılığının verilmesi yanıltıcı olmuştur.(2) Mayıs 1966 ayı “Şiir Ülkesi”nden.(3) Ağustos 1996 ayı “Kıyı” dergisinden.

(4) Akşit Göktürk, “Sözün Ötesi”, s. 187-188.

Ali Dündar

İlk Yayın: Çağdaş Ekin, Ocak 97
Bu alıntı: Ali Dündar’ın “Yapay Osmanlıca’dan Yaratıcı Türkçeye” kitabından alıntı, ISBN: 975-94451-0-7, sayfa 44-47

doğru Türkçe kategorisinde yayınlandı | Etiketler anlam, dil, Türk dili, Türkçe, yazı yazmak | Henüz Yorum Yok

  • Son Yazılar

    • Çevrilebilir Yazı Yazmak
    • Her karmaşık ifade daha az karmaşık ifadelerin birleşimi ile ifade edilebilir
    • Dilde Arınma ve Ortak Bir Türkçe Gereği
    • Yazıyı Fırınlamak
    • Bilgisayar Çevirisi İyileştirmeleri
  • Kategoriler

    • Anlambilim
    • doğru Türkçe
    • Duru dil
    • Genel
    • Makine Çevirisi
    • Sümerce
  • Bağlantılar

    • Çağdaş Türk Lehçeleri
    • Çivi Yazısı Veritabanı
    • Eski Türk Öyküleri Arşivi
    • Eski Türk Dili
    • Fiziğin Müziği Öyküsü
    • Sümer Metinleri Veritabanı
    • Türk Dil Kurumu
    • Türk Dili Dergisi
  • Kütüphaneler

    • Ankara Üniv. Kütüphanesi
    • Milli Kütüphane
    • Toplu Katalog
  • Popüler Yazılar

    • Çevrilebilir Yazı Yazmak
    • HemenÇeviri ile Pro Çeviri Karşılaştırması
    • Sümer ve Türk Dillerinin Târihî İlgisi ile Türk Dili'nin Yaşı Meselesi
    • Dosya İndirme
    • Makaleler
    • Bilgisayar Çevirisi İyileştirmeleri
    • Her karmaşık ifade daha az karmaşık ifadelerin birleşimi ile ifade edilebilir
    • Dilde Arınma ve Ortak Bir Türkçe Gereği
  • Arşiv

    • Şubat 2009
    • Ekim 2008
    • Ağustos 2008
    • Temmuz 2008
  • Reklam

    Şip Şak Çeviri.com
    Çevirinizi internetten gönderin
    fiyatı süreyi hemen hesaplasın
    biten siparişiniz cebinize gelsin
    www.SipSakCeviri.com

    Kağıtsız Ofis
    Daha verimli bir çalışma
    için kağıtsız ofis yöntemleri
    www.KagitsizOfis.com

    Babil Türk
    İngilizce Türkçe
    online kaliteli ücretsiz çeviri
    www.BabilTurk.com

  • Meta

    • Giriş yap
    • Yazılar RSS
    • Yorumlar RSS
    • WordPress.com

WordPress.com'dan blog alın.

Tema: Mistylook by Sadish.